Jinekoloji / Kadın Doğum

BEIJE Medikal Danışmanlık Konseyi üyesi Doç. Dr. Aşkı Ellibeş Kaya'ya yönelttiğimiz sorular & aldığımız cevaplar.
pexels-cottonbro-6568163.jpg
 
 

Jinekolojik muayenenin sıklığı ne olmalı? Bu sıklık kişiden kişiye değişir mi?

Herhangi bir şikayeti olmayan tüm kadınların yılda bir jinekologlarını ziyaret etmelerini öneriyorum. Bu süreçte bir şikayet gelişirse elbette hemen hekime gidilmeli. Bazı özel hastalıklarda ve özel durumlarda hekiminiz sizi daha sık görmek isteyebilir. Örneğin sizi 3 ay sonra görmek isterse, denilen tarihte gitmenizi öneriyorum. Yani muayene sıklığı kişiye göre de değişebilir.

Her cinsel ilişki sonrasında sistite yakalanıyorum. Hijyene fazlasıyla dikkat etmeme rağmen hala bir çözümünü bulamadım. Bu neden olur ve önüne nasıl geçebilirim?

İlişki öncesi iki partnerin de genital bölgelerini yıkaması yani duş alması ve ilişkiden hemen sonra idrarınızı yapmanız sistit olasılığını azaltacaktır. Bol su içmek, bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek şekilde beslenmek, genital temizlikte mutlaka önden arkaya doğru temizlik yapmak, florayı bozacak deterjan ve parfümleri çamaşır temizliğinde kullanılmamak, sistit olma riskiniz azalacaktır.

Kürtaj yaptıran birinin tekrar hamile kalma şansı var mıdır? Kürtajın olası etkileri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Elbette tekrar gebe kalma şansınız var. Kürtaj olmak gebeliğe ve doğuma engel değildir. Ancak sık ve kötü koşullarda yapılan kürtajlar rahim iç tabakasına zarar verebilir, enfeksiyon ve rahim içinde sineşi dediğimiz yapışıklıklara sebep olabilir. Bu nedenle kürtajı asla bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanmamak gerekir. En doğrusu, sizin için en uygun yöntemle korunmanızdır.

28 yaşındayım ve yakın zamanda HPV virüsünün bende de bulunduğunu öğrendim. Bende şu an CIN1 denilen tipi mevcut ve bağışıklığımı güçlü tutmam gerektiğini biliyorum. Acaba şu an vücudumda zaten bu virüs varken aşı olmam mantıklı mı?

Yapılan çalışmalar, sağlıklı kadınların hayatının bir döneminde %80 oranında HPV (human papilloma virus) enfeksiyonu ile karşılaşma riski taşıdığını gösteriyor. Virüsle karşılaşmak asıl mesele değil, çünkü zaten büyük çoğunluğumuz karşılaşacağız ve yine yapılan çalışmalar gösteriyor ki, ilk 1 yıl içinde%80 oranında vücudumuzdan atacağız. En önemli noktalardan biri; hangi tipiyle karşılaştığımızdır. 200’ün üzerinde tipi mevcuttur ve HPV Tip 16 ve 18, rahim ağzı kanserlerinin %70 sebebidir. Bu enfeksiyonlara karşı %100’e yakın koruyuculuğu olan aşılar bulunuyor. Bu sebeple hangi tip pozitif olursa olsun, mutlaka aşımızı olmalıyız ki diğer tipe karşı koruma oluşsun. Bu süreçte yapmanız gerekenler; aşı olun, sigara içmeyin, alkol tüketimini aza indirin, sağlıklı yaşam sürerek bağışıklığınızı kuvvetlendirin.

Menstrüel kabı 12 saatte bir çıkarmak zorunda mıyım? 12 saatte yarısı anca doluyor, daha uzun süre takılı kalsa bir problem olur mu?

Tampon ve pedlerle karşılaştırdığınızda kabı oldukça uzun bir süre kullanabilirsiniz ancak 12 saati geçmemelisiniz. Çünkü en nihayetinde kaplar, vajina içine yerleştirdiğiniz yabancı bir cisimdir ve durağan yabancı cisimler, mikroorganizmaların yapışmaları için en sevdiği yerlerdir. Kapların medikal silikondan oluşması, sizin kap kullanım kurallarına dikkat etmeniz (temiz bir şekilde kaldırmanız ve saklamanız, kullanmadan önce ellerinizi yıkamanız…v.b.) enfeksiyon riskini en aza indiriyor. Bu sebeple, 12 saat dolduktan sonra menstrüel kabı yıkayarak tekrar takmanız çok önemli. Yani dolmasını beklemeden, süreyi aşmadan değiştirmelisiniz.

Eşim prezervatif kullanmayı tercih etmiyor ama ben de genetik rahatsızlıklarımdan dolayı doğum kontrol hapı kullanamıyorum. Geri çekilme yöntemine de güvenemiyorum. Alternatif korunma yöntemleri önerir misiniz?

Korunma yöntemleri kişiye özeldir. Yaşınız, gebelik sayınız, doğum şekliniz, adet düzeniniz, sistemik hastalıklarınız ve vajinal muayene bulgularınıza göre size en uygun olabilecek korunma yöntemini hekim belirler. Cilt altı implantları, spiral-rahim içi araç tipleri, kadın bariyer yöntemleri, hormon seviyesi düşük günlük haplar ve iğneler, vajinal fitiller gibi yöntemlerden birini, medikal öykünüze göre hekiminize danışarak seçebilirsiniz.

 

BEIJE Medikal Danışmanlık Konseyi üyesi Dr. Ebru Saraç’a yönelttiğimiz sorular & aldığımız cevaplar.

Regl döneminde neden karnımız ağrır?

Rahmin iç yatağı, regl döneminde atılır. Bu atılma da kanamayla gerçekleşir. Kanama olması için rahim kasılır, rahim ağzı hafifçe açılır ve bu şekilde kan akışı olur. Bu rahim kasılmasının sonucunda da kramp şeklinde bir ağrı meydana gelir. İç organların kasları kasıldığı zaman ağrı gerçekleşir. Özetle; regl dönemindeki ağrı, rahmin kasılmasıyla bağlantılıdır. 

Aşırı ağrı (belden aşağısını hissetmeme durumu) bir soruna mi işaret eder yoksa normal midir? Ne kadar ağrı, “fazla” ve doktora görünmeyi gerektirecek cinstendir? 

Regl ağrıları, ağrı kesici ile geçiyorsa veya ancak reglin ilk günü yoğun bir ağrı yaşanıyorsa normaldir. Ağrı kesici alındığı halde geçmeyen, reglin ilk gününden sonra da devam eden ve bir günden fazla süren ağrı varsa bu normal bir ağrı değildir. Ağrının şiddeti, algılama ve ağrı eşiği ile alakalı olduğu için kişiden kişiye değişir. ‘Aşırı ağrı’ bu sebeple görecelidir. Doktora gitmeyi gerektiren durum, ağrının; ağrı kesiciye cevap vermemesi ve süresinin uzun olması olarak nitelendirilebilir. Genç yaşlarda reglin ağrılı olması normaldir ancak ağrı bazı hastalıklardan da kaynaklanabileceği için bu durumlarla karşılaşan kişilerin mutlaka doktora danışmaları gerekir. 

Regl ağrıları için ağrı kesici haricinde nasıl yöntemlere başvurulabilir? 

Sıcak, spazmı azalttığı için ağrı açısından çok rahatlatıcıdır. Evdeyken sıcak su torbası, dışarıdayken de eczanelerden bulunabilecek sıcak bantlar karın bölgesine yapıştırıldığında en az 8 saatlik bir etki ile rahatlamaya yardımcı olabilir. Sıcaklığın ve sıcak su torbası kullanmanın herhangi bir sakıncası yoktur, aksine oldukça rahatlatıcı bir etki yaratacaktır. 

Sürekli iç çamaşırımı değiştirmeme rağmen kokusuz ve renksiz (bazen beyaz) olmak üzere sık sık vajinal akıntım oluyor. Bunun sebebi nedir? Sağlıksız bir şey midir?

Sağlıksız değil, aksine normal bir durumdur. O bölgenin salgı ile nemli olması gerekir. Bu salgılar ise hormonların etkisiyle oluşur ve hatta dönemsel değişikliklerde hamile kalınmasına da yardımcı olur. Bu akıntı, örneğin yumurtlama döneminde daha sümüksü ve yapışkan bir yapıda olur. Bu salgılar hormonal olarak değişir ancak çoğu zaman şeffaf, beyaz veya krem rengine benzer bir görünümde olur. Miktar olarak ise; aslında buna algılama ile alakalı diyebiliriz çünkü bazı kişiler hiç ıslaklık hissi hissetmezken, bazıları bu akıntıya alışıp normal olduğunu düşünebilir. Ancak, bu bölgenin kuru olmaması gerekir, kuru olması durumunda ciddi bir rahatsızlık hissi yaratacaktır. Kuruluk, menopoz döneminde görülür ve bunu önlemek için de tedavi uygulanır. 

Akıntıda koku veya renkle karşılaşmak korkulacak bir şey midir?

Vücut salgılarının hepsine özgü bir kokusu vardır, bu sebeple vajinal akıntının da kendine has bir kokusu olması normaldir. Ancak, her zamankinden farklı, ağır ve çok rahatsız edici bir koku varsa veya koyu sarı, yeşil veya kanlı bir akıntı olursa mutlaka doktora danışılmalıdır. 

Polikistik over ile ilgili doğum kontrol hapı dışında uygulanan bir tedavi protokolü var mıdır? Çeşitli imkansızlıklardan ötürü ilacı düzenli bir şekilde alamayan kişilere ne önerirsiniz? Başka bir ilaçla da engel olunabilir mi?

Polikistik over hastalığının asıl tedavisi doğum kontrol haplarıdır. Ancak bazı hastalar günlük ilaç alımında zorluk yaşayabiliyor, onlar için belki şu önerilebilir: Ayda bir uygulanan doğum kontrol iğneleri. Ancak bu iğneler doktor reçetesiyle kullanılabilir. Doktora gittiklerinde eğer uygunsa, günlük hap yerine aylık iğneyi talep edebilirler. İğne de aynı etkiyi gösterecektir. 

Bazı polikistik durumlar hastada insülin direnci olmasından kaynaklanıyor olabilir. Bu bir sendromdur, tamamen genetik ve hormonal dengesizlikten kaynaklanan formu olduğu gibi, insülin direncinden dolayı, sonradan gelişen formları da olabilir. O zaman, yine düzenli ilaç kullanmak gerekir ve insülin direnci varsa da ona yönelik bir ilaç kullanmak gereklidir. Eğer insülin direncine bağlı ise doğum kontrol hapı kullanmadan tedavi edilebilir. Diğer söyleyeceğim şey ise polikistik over hastalığının sonucunda uzun aralıklarla regl olunması, hastanın vücudunda uzun süre östrojen olmasına ve progesteron hormonunun yeterli salgılanmamasına sebep olabilir. Bu da ileride rahim kanseri ve rahim hastalıkları için riski arttırabilir. Bu nedenle, eğer düzenli ilaç kullanılamıyorsa, adet araları çok uzadığında - yani 45 günü geçtiğinde -, 5 gün kadar progesteron içerikli bir ilaç kullanarak uzun süre vücutta kalan östrojenin rahim üzerinde yarattığı etkiyi düzeltir ve ardından da regl olmasını sağlarız. 

PCOS’um olduğunu düşünüyorum (5-6 ay hiç regl olmadığım dönemler oluyor), ama bunu annemle paylaşamadığım için jinekoloğa görünemiyorum. Kan testi veya başka bir yöntemle anlayabilir miyim?

Mutlaka doktora danışılması gerekir. Eğer cinsel hayatı konusunda çekince yaşıyorsan ve paylaşmak istemiyorsan bunu doktora söylemeyebilirsin. Bu durumda karından ultrasonografi yapılarak yumurtalıklar değerlendirilebilir. Hormon testleri de vardır ancak bu testleri yine hekimin istemesi gerekir ve rastgele istenebilecek testler değildir. Reglin belirli günlerinde istenir. Örneğin çok uzun süredir regl olmayan biri varsa, bu kişiye ilaç vererek önce regl olması sağlanır, sonra reglin erken foliküler faz dediğimiz 2-5. günleri arasında hormon testi yapılır ve bunun yanında karından ultrasonografi yapılır. Herhangi bir doktor, kişinin çekindiği bir durumu ve cinsel yaşantısını sorgulayamaz. Adet düzensizliği için mutlaka doktora başvurulması gerekir. Adet düzensizliği yaşadığını annenle paylaşıp doktora danışırken herhangi bir çekincen varsa bunu belirtmeden paylaşabilirsin. 

PCOS ile PCO (polikistik over) arasındaki fark nedir?

Polikistik over sendromu, doğuştan genlerle taşınan bir durumdur. Bu kişilerde hipofiz bezi, düzgün bir ritimde yumurtalıkların çalışmasını sağlamaz. Bu sebeple normal yumurtlama ve normal hormonal salgı gerçekleşmez. Çok geniş spektrumu olan bir durumdur, kişiden kişiye değişir ancak genelde gecikmeli regl olarak gerçekleşir. Gecikmeliden kasıt ise, kimilerinde 2 ayda bir olur, kimilerinde 6 ayda bir, kimilerinde ise hiç olmama gibi bir durum gözlenebilir. Bu hormonal dengesizliğe bağlı olarak da sivilce, tüylenme ve zamanla tedavi edilmediğinde yağlanma, kilo alımı gibi etkileri de olabilir. Diğer formu ise sonradan gelişir, genellikle insülin direncinden kaynaklanan ve gelişen bir durumdur. 

Hijyene çok önem veriyorum, ama 2 yıldır mantardan (vajinal candida) kurtulamıyorum. Psikolojik olarak da bu durum beni çok yıpratıyor. Fitil kullanmak, pamuklu iç çamaşır giymek, vs dışında ne yapabilirim?

Mantar, bulaşıcı bir enfeksiyon değildir dolayısıyla ‘hijyene dikkat ediyorum ama neden mantar bana geliyor’ düşüncesi de çok doğru değil. Üstelik mantar klasik temizleme örneğin; sabun, ıslak mendil gibi dezenfeksiyon araçlarıyla ortadan kaldırılamaz. Fırsatçıdır. Mantarın oluşması için, vajinanın kendi koruyucu mikrobik ortamında bir bozulma olması gerekir. Bu da genelde, o bölgenin aşırı temizlenmesiyle oluşur. Aşırı temizleme, vajina florasındaki doğal ve o bölgeyi koruyan mikropları da öldürür. Bu durumda, mantar da fırsatçı bir mikrop olduğu, bu temizlikle ölmediği ve üstüne koruyucu mikroplar da ortadan kalktığı için, aşırı ürer ve enfeksiyona sebep olur. Çoğu zaman da, kişi aynı şeyleri tekrarladığında mantar da tekrar gelişir. Aşırı temizlik ve temizlik için özel bir şey kullanmak doğru değildir. Çok tekrarlayan ve uzamış enfeksiyonlarda, baskılayıcı tedavi olarak daha uzun süre fitil kullanımı önerilebilir. Ek olarak, flora mikroplarını içeren bazı fitiller var, onlarla tekrar o florayı oluşturup mantarın üreyebilmesini engellemeye çalışıyoruz ancak tüm bunlar doktor kontrolü ve tavsiyesi ile yapılmalıdır.

İlk cinsel deneyimim 17 yaşında oldu ve benim için travmatik olayları barındırıyor. 18 yaşında cinsel anlamda çok sıkıntı yaşamaya başladım. Şu anda 20 yaşındayım ve iki senedir cinsel ilişkiye girerken aşırı canım acıyor. İlişki sonrasında vajinamda kesikler oluşuyor ve kızarıyor, sebebini bulamadığım ve çözemediğim için cinsel hayatım gerçekten çok etkileniyor. Bu konuyla ilgili ne gibi önerileriniz olabilir?

Vücudumuz travmatik bir ilişki sonrası veya bir cinsel ilişki mutlu ve tatminle bitmediği zaman bir sonraki ilişkiye hazır olmayabilir. Bir sonraki cinsel ilişkiye istek duyması için kişide cinsel tatmin döngüsünün tamamlanması gerekir. Geçmiş ilişkilere yönelik düşünce ve endişeler, kişinin ilişkiye hazır olmamasına, vajinasının ıslanmamasına, penetrasyon sırasında kasılarak ağrısının artmasına ve o bölgede oluşan tahrişin artmasına sebep olabilir. Bu aslında psikolojik bir durum, uzmana danışılması gereklidir. Bu durum için cinsel sağlıkla ilgilenen psikolog ve psikiyatristlere başvurulabilir, profesyonel destek gerekir. 

Çocuk düşünmüyorum. Endometriosisim var ve günlük yaşantımı çok kötü etkiliyor. 25 yaşımdayım ve rahmimi aldırmak istiyorum ancak endişelerim var. Erken yaşta rahim aldırmak genel sağlığımızı kötü etkiler mi? Sonrası için ilaç kullanmadan (yumurtalıkları almadan belki?) bir yaşam mümkün mü?

Endometriosiste en büyük problem yumurtalıklarla alakadır. Ancak, endometriozisin sebebi tam olarak bilinmediği için rahim alınarak bu durumdan kurtulamayabilinir. Regl olmasa bile hormon üretmeye devam ediyor, karın zarında veya başka bi yerde endometriozis dokusu görülebilir. Çünkü, teorilerden birine göre rahmin iç yatağının tüplerden karın içine geçip, zarda yumurtalık üstüne yerleşerek, o bölgede hormonlara cevap vererek gelişmesi, yapışıklıklar olması, kistler olması yönündedir. Ancak çok alakasız yerlerde de olabilir, örneğin burun mukozasında bile endometriozis olabiliyor. Dolayısıyla, endometriozisi sıfırlamak için rahmi, yumurtalıkları bütünüyle almak gerekir. Ancak, bu yaştan ve çocuk doğurma isteğinden bağımsız olarak mümkün olmaz çünkü hayat kalitesi açısından büyük problem yaratır ve bu kişi, 25 yaşında menopoza girmiş olur, yaşlanma başlar. Ayrıca, cinsel yaşantı da etkilenir. Böyle bir tedavi seçeneği yok, endometriozisin diğer tedavi yöntemleri vardır ve bunlar doktor kontrolünde alınmalıdır. Bizler endometriozis sebebiyle hiçbir hastamızın rahmini almıyoruz. 

1 aydır süren vajinal kuruluk problemim var; çok nadir kaşıntı da oluyor ama bu pek rahatsız edici olmuyor. Düzenli bir cinsel ilişkim yok fakat vajinam tahrik olduğum zaman hiç ıslanmıyor ve normalde de her kadında yumurtlama döneminde olan vajinal akıntım durdu son 1 aydır. Bunun için önereceğiniz bir ilaç veya bitkisel bir uygulama var mı? Doktora gitmeye biraz utanıyorum, gidersem de hangi branşa gitmem gereklidir acaba?

Kuruluk, hafif kaşıntı da yapabilir ve kuruluk sorunu genellikle hormanaldir. Regller eğer düzenliyse pek beklenen bir durum değil, ancak vajina içine konulan nemlendirici özellikli bazı fitiller var, bunlar kullanılabilir (Cicatridina gibi). Uyarılma ile salgı artar, cinsel ilişki olmaması da kurulukla alakalı olabilir. Bu fitiller denenebilir, düzenli menstrüasyon oluyorsa hormonal bir tedaviye gerek olmayabilir. Bir jinekoloğa başvurularak alternatif yöntemler öğrenilebilir.

Doğum kontrol hapını uzun sure kullanmak vücuda zarar verir veya diğer etkilerini azaltabilir veya değiştirebilir mi?

Diğer ilaçların etkilerini azaltabilir veya değiştirebilir, aynı zamanda diğer ilaçlar da doğum kontrol haplarının etkilerini azaltabilir veya değiştirebilir. Uzun süre kullanmak vücuda herhangi bir zarar vermez, kişinin kullanırken herhangi bir şikayeti veya risk faktörü yoksa rahatlıkla kullanılabilir. Doğurganlık çağının tümünde bile kullanımı mümkündür.

Regl döneminde canımız neden abur cubur çeker?

Bu bir alışkanlık olabilir ama sadece regl dönemi değil, reglden önceki 10 günlük süreçte salgılanan progesteron hormonu, tatlı isteğine sebep olabilir. Yani tatlı isteği ve krizleri daha çok regl öncesinde artabilir. Abur cubur isteğinin daha çok alışkanlıktan kaynaklandığını düşünüyorum.

Regl döneminde kan yerine kahverengi lekelenme veya çok az kanama yaşamak herhangi bir soruna işaret edebilir mi? 

Kanama miktarının az olması durumunda; kan vajinada bekliyor, renk değiştiriyor ve kahverengi, bordo veya siyaha yakın şekilde gelebiliyor. Daha katı bir kıvamda da gelebiliyor. Eğer başka bir şikayet yoksa, bu belirtilen durumlar bir rahatsızlık göstergesi değildir. Aksine, kanamanın fazla ve uzun olduğu durumlar, rahatsızlığa işaret eder. Az kanama yalnızca, rahmin iç yatağındaki yapışıklıklar veya kürtaj gib bir işlem uygulandığında oluştuysa bir doktora başvurulması önerilebilir, bunun dışında bir sorun yaratmaz.

Previous
Previous

Psikoloji

Next
Next

Beslenme